Günün birinde bir yazı tura atılmış. armut yazıyı tutmuş, turayı kuş. kuş yuvadan uçmuş, armut dibine düşmüş.
turayı seçmek kadar kolay da bir şey yoktur hayatta. mantık gayet kolay. " yazı- tura " da ilk ve tek kural mutlaka turayı önce sen seç, çünkü ne hikmetse %çok tura gelir. düz mantık. üstüne yağ sürülmüş ekmeğin hep yağlı kısmı üstüne düşmesiyle bir ilişkisi var mıdır ki?
en kolay şey, seçim yapmak hayatında. düz mantık. seni en mutlu edecek şeyin ya da senin dışında herkesi en çok mutlu edecek şeyin peşinden gitmek. kurukafaya sorduğum bütün mesele bu.
en kolay seçim turaydı. tura gelirse kazanırdın. kazanırsan mutlu olurdun. seni en mutlu edecek şeyin peşinden gitmek düz mantık. turayı seç, %çok tura gelir.
risk alırsın, %az yazı gelir, sen yazıyı seçersin. senin dışında herkesi en çok mutlu edecek şeyin peşinden gitmek büyük risk. zaten sen ne zaman risk alsan tura gelir. turayı seçen kuş uçar, yazıyı seçen Armut dibine düşer.
13 Aralık 2011 Salı
william'sa william, wallace'sa wallace. bizimki de bir nevî özgürlük.
biri senin için mükemmel sıfatını kullandığında evet sen mükemmelsindir. o biriyle görüştüğün, konuştuğun süre zarfında en azından. sen mükemmelsindir, öyle olmadığını bildiğin halde öylesindir; en güzelsindir, en iyi kalpli insansındı, en anlayışlısı, dört dörtlüğü en dört X dördüsündür(kız gibi araba, at gibi kız, bir cip kaç beygir?)
biri sana bunları söylediğinde önüne çıkabilecek 2'si seninle, diğer 2'si de o biriyle ilişkili 4 müstakbel sonuç vardır. aşıksan (vur saza), o birinin sebep olacağı sonuç çok önemlidir, ki; tüm hikayeler, hadi abartmayalım, birçoğu , o biriyle ilişkili olan müstakbel sonuçlarla başlar. bu, kaideyi bozmayacak istisnaî bir hikaye olsun. bu, aşık olmamış senle ilgili olsun.
sonuç 1: kendini tanımıyorsun . ama ilginçtir, hayalperest değil de gerçekçisin. ya da ikisi birbirine karışmış. biri sana "mükemmelsin" dediğinde öyle olduğunu düşünüyorsun, buna inanıyorsun. bu, karşındakine duyduğun güven mi yoksa kendine mi bu kadar güveniyorsun? sen kendini tanımıyorsun. gerçekçi olman sana avantaj sağlamıyor çünkü gerçeğin ne olduğunu başkalarından duymakla yetiniyorsun. sen mükemmelsin, o biri öyle söyledi. ama daha sonra bir başkası için kullanacak bu sıfatı. o da mükemmel olacak. dünyanın en iyi insanı, en güzeli.
sonuç2: sen kendini tanıyorsun. ama ilginçtir, gerçekçi değil hayalperestsin. biri "sana mükemmelsin" dediğinde gülüyorsun. gülümsemek kadar zarif değil o yaptığın. inanmıyorsun ki nezaket gösteresin. sonra o biri seni inanmak için çok çabalıyor ama başaramıyor. başarana kadar sırasıyla : dünyanın en anlayışlı,en iyi, en güzeli oluyorsun. sonra bir başkası aynı sırayı takip ediyor. sonra belki birden fazla başkası aynı sen gibi mükemmel oluyorlar. seri üretim. sonra sen fabrika ayarlarına geri dönüyorsun.
seni inandıramamasının nedeni o birine duyduğun güvensizlik mi yoksa kendine hiç mi güvenin yok?
"en"lerle bezeli tahtından edilme değil de gözü tok kraliçenin tahttan azat edilme fikrini mi tercih ediyorsun?sen kendini tanıyorsun. sadece biraz hayalperestsin. mükemmel olmadığını bilen, kendi mükemmelini isteyen.
biri sana bunları söylediğinde önüne çıkabilecek 2'si seninle, diğer 2'si de o biriyle ilişkili 4 müstakbel sonuç vardır. aşıksan (vur saza), o birinin sebep olacağı sonuç çok önemlidir, ki; tüm hikayeler, hadi abartmayalım, birçoğu , o biriyle ilişkili olan müstakbel sonuçlarla başlar. bu, kaideyi bozmayacak istisnaî bir hikaye olsun. bu, aşık olmamış senle ilgili olsun.
sonuç 1: kendini tanımıyorsun . ama ilginçtir, hayalperest değil de gerçekçisin. ya da ikisi birbirine karışmış. biri sana "mükemmelsin" dediğinde öyle olduğunu düşünüyorsun, buna inanıyorsun. bu, karşındakine duyduğun güven mi yoksa kendine mi bu kadar güveniyorsun? sen kendini tanımıyorsun. gerçekçi olman sana avantaj sağlamıyor çünkü gerçeğin ne olduğunu başkalarından duymakla yetiniyorsun. sen mükemmelsin, o biri öyle söyledi. ama daha sonra bir başkası için kullanacak bu sıfatı. o da mükemmel olacak. dünyanın en iyi insanı, en güzeli.
sonuç2: sen kendini tanıyorsun. ama ilginçtir, gerçekçi değil hayalperestsin. biri "sana mükemmelsin" dediğinde gülüyorsun. gülümsemek kadar zarif değil o yaptığın. inanmıyorsun ki nezaket gösteresin. sonra o biri seni inanmak için çok çabalıyor ama başaramıyor. başarana kadar sırasıyla : dünyanın en anlayışlı,en iyi, en güzeli oluyorsun. sonra bir başkası aynı sırayı takip ediyor. sonra belki birden fazla başkası aynı sen gibi mükemmel oluyorlar. seri üretim. sonra sen fabrika ayarlarına geri dönüyorsun.
seni inandıramamasının nedeni o birine duyduğun güvensizlik mi yoksa kendine hiç mi güvenin yok?
"en"lerle bezeli tahtından edilme değil de gözü tok kraliçenin tahttan azat edilme fikrini mi tercih ediyorsun?sen kendini tanıyorsun. sadece biraz hayalperestsin. mükemmel olmadığını bilen, kendi mükemmelini isteyen.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)