24 Kasım 2010 Çarşamba

kötü yola düşen şeytan

   "Tartışmaya girmen gereken en son kişi o, farkında mısın?" sorusuna, tuttuğu kolumu sertçe çekerek cevap verdim. "sen karışma" içerikli hareketim onu yıldırmadı. "cesur olduğunu düşündüğümü sanıyorsan söyleyeyim; seni cesur değil küstah buluyorum. geri dönelim!"
   Devasa kapının ardımdan kapanmasıyla sesi kesildi. O, kapının diğer tarafındaydı , beni vaz geçirme isteği geçti.Bense kapının gördüğüm tarafındaydım ama sinirim geçmedi. Bu haşmetli kapı onun dırdırını kesebilecek kadar güçlüydü ama benim sinirimi dindirebilecek kadar değildi. Demek ki  "o < devasa kapı < ben "  ve korkulacak bir şey yok.
   Karşımda oturan sevimli, babacan adamın gelmemi bekliyor olması şaşırtmadı beni. " sen Tanrı mısın?" dedim.. "Beni küçümseme" dedi: " Böyle görünmemi beklemiyor olabilirsin ama biliyorsun ki ben sadece senin anladığın kadarım". Mevlana'ya bu sözü kendi söyletmemiş olsa , Mevlana okuyor olmasıyla övündüğünü düşünebilirdim. Üstünde durmadım.
   "Ne istediysen yaptım! Ne emrettiysen! İnan dedin, inandım! Kork dedin, korktum! İçinde iyilik besle dedin, hep iyi olmaya çalıştım! Bana aksini iddia edemezsin!" Düşüncelerimi okuyor olmasına, her şeyi bilmesine normalde hayranlık duyarken, şimdi bu sinirime dokunuyordu.Bu kadar bağırmama, kızmama gerek bile yoktu, kapıdan girdiğimde bana istediğim cevabı hemen verebilirdi ama benim asıl ihtiyacım olan buydu.
   "Bana vermediklerinden ötürü sana isyan etmedim,hep sabrettim! Karşılığını almayı bekledim!"
Defolu ucuz bir kumaş gibi olduğumu anlatamayabilirdim belki ama umrumda da değildi. Nasılsa beynimi avucunun içi gibi biliyordu.Defolu bir kumaş olduğumu ve hünerli bir terzinin gelip beni paha biçilemez bir elbiseye dönüştürmesini beklerken, her seferinde fakir bir kadının beni başka elbiselere yama yapıyor olduğunu anlatmama gerek yoktu.
   "Sana ihtiyaçları var ve sen o ihtiyacı gideriyorsun. Belki de o yama sayesinde artık üşümüyorlardır. Hayır duası alıyorsun, fena mı?"dedi. Bu pişkinliği yarattığı insanoğlunda bile görmemiştim. Yanımda getirdiğim 3 çuvalı ortaya attım. "Al! Hayır duasından başka neyim var?Bunlar değildi bana vaadettiğin!Bana vaadettiklerini almama yarayacaklardı, bunlar araçtı!"
"Ama , sen böylesin, eğer o istediklerini sana verirsem böyle olmaktan çıkacaksın. Artık iyi olmayacaksın, değişeceksin, değiştirecekler. Olmayı istediklerinin, imrendiklerinin senden çok eksiği var ve benden istemiyorlar bile, haberleri bile yok!" dedi. söylediğinin dindar klişesi olduğunun farkındaydı ama bu numarayı yutacağımdan emin değildi. Zaten yutmamı isteseydi bu kadar basit bi klişeyi kullanmazdı.
" Bana palavra sıkma! Adaletsizliğini örttüğün o ilahi eksiklikle kimi kandırıyorsun bilmiyorum ama benden bu kadar! Her şeyi alanları sen saklamadın, ben gözümü kapattım ve bu senin işine geldi. Dediklerini yapanların istediklerini verdin.Şimdi sıra bende!"
Mütevazı tahtında doğruldu, o babacan yüzünü bir kenara bırakıp çekmeceden ciddi iş adamı kostümünü çıkarıp giydi. "Aslını istersen seni böyle yaratmamıştım."dedi: " İyilik yoktu içinde, tam bir baş belası olmak için doğdun. Başkalarının iyi olup olmama kararını etkileyecek küçük bir detay olacaktın. "Kork" dedim, " inan" dedim, "iyi ol" dedim evet, ama başkalarına. ben seninle doğrudan hiç konuşmadım. Üstüne alınman, yanlış anlaman benim suçum değil."
" Bir süre sonra değişir dedim, nasılsa vaz geçer dedim. Çok şaşırtıcıdır ki, doğrudan konuştuklarımdan daha istikrarlı çıktın. İnatla devam ettin ,inandın, korktun, saygı gösterdin, bekledin. Seni inatçı yarattığımı biliyordum ama iyi bir şeye yarayacağını düşünmemiştim."
" ama durum şu ki seninle ne yapacağım konusunda karara varamıyorum. Kaderin belli, onunla doğdun. değiştiremem, yazıldı bir kere. Şimdi istersen sen karar ver. Ya kaderini yaşamaya en başından başlarsın ya da seçtiğin bu yolda devam eder ama benden hiçbir şey beklemezsin."
   Devasa kapıya yöneldim. Sinirimi geçirmeye gücü yetmeyen kapı esmese de gürler misali daha da büyümüştü gözümde, yine de beni korkutmayı beceremiyordu. Doğuştan cehennem yolcusu birini korkutmak kimsenin harcı olmasa gerek. Arkamı dönüp küçük bir reverans yaptım."Sen nasıl istersen patron"

19 Kasım 2010 Cuma

kafalar nasıl olursa olsun sizin kafanız hep güzel olsun

    şişman insanlar neşeli olur. saçı düz olanlar perma yaptırır, kıvırcık olanlar fön çektirir. kendine güveni olmayanlar küstah oldukları kadar çirkinlerdir de. sınavdan birkaç saat önce toplaşıp ne kadar "çalışmadıklarını" anlatan öğrenciler çalıştıklarını söyleyenlerden çok daha yüksek puanlar alırlar. tüm yakışıklılar gey ya da tüm geyler yakışıklı, üstelik geyler neşeli. bu bağlamda şişmanlar da gey mi?

    bu kafada olmak her sarhoşun harcı değil, üstelik her güzel kafa herkese de yakışmaz. ne içtiysem aynısından ben de istiyorum, bu sefer iki kadeh içmiş oluyorum. gece içtiğim ballı muzlu süt müdür beni bu derece hareketlendiren? gdo lu muzlar genleriyle oynanırken LeSeDe ye mi maruz kaldılar ki? yoksa elesdii nin ismini bile telaffuz etmek beni altüst etmesine yetti mi?
    mutluluk sarhoşluğunu bilirdim de durup dururken bu sarhoşluk niye? durmaktan sarhoş olunur mu? gerçi durmak bizim işimiz ve biz daha iyisini durana kadar en iyisi de bu...ama yine de, tekrar sormak zorundayım mutlu değilken , alınabilecek tek alkolün bayram dolayısı ile yüze ve bileklere sürülen kolonya olması muhtemelken, bu sarhoşluk niye? bomboşluktan sarhoş olmanın bile mümkün olacağını bilmezdim hele bir de aşırı doz durmak ise bambaşka...